Kaygı Bozukluğu Yaşayan Çocuklara Nasıl Davranılmalı - Çocuklarda Kaygı Bozuklukları

Kaygı Bozukluğu Yaşayan Çocuklara Nasıl Davranılmalı - Çocuklarda Kaygı Bozuklukları


Kaygı Bozukluğu Yaşayan Çocuklara Nasıl Davranılmalı - Çocuklarda Kaygı Bozuklukları
12-11-2021

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Nedir?

Kaygı, vücudumuzun strese karşı doğal tepkisidir. Bu bizim gelecekle ilgili korkumuz ve kaygımızdır. Örneğin, topluluk önünde konuşmak veya işin ilk günü birçok insanın gergin ve korkmuş hissetmesine normal olabilir. Ancak kaygımız aşırı düzeydeyse, uzun süredir sürüyor ise ve hayatımızı zorlaştırıyorsa bu bir kaygı bozukluğu olabilir. Anksiyete olarak da bilinen kaygı bozukluğu, kontrol edilemeyen endişe, korku, kaygı ve gerginlik nedeniyle bu duygulara neden olan olay ve durumlardan kaçınma davranışını ifade edilebilir. Bedenin tehlike veya tehdit karşısında endişelenmesi, korkması veya endişelenmesi tamamen doğal bir içgüdüdür. Ancak bazı insanlar için korku ve endişe duyguları özel bir nedeni olmadan ortaya çıkar. Eğer rahatsızlık veren bir huzursuzluk ve kaygı hissi, diğer psikolojik semptomlar olmaksızın, en az bir ay ısrarlı şekilde devam ederse genel anksiyete bozukluğu olabilir. Titreme, kalp çarpıntısı, endişeli ruh hali, terleme veya baş dönmesi gibi bedensel tepkiler de kaygı göstergeleridir. Ancak bu göstergelerin şiddetli olması, uzun süre devam edip kontrolden çıkması kaygı bozukluğunun göstergesi olabilir.

Çocuklarda kaygı bozukluğuna değinmemiz gerektiğinde ise ele almamız gereken faktörler biraz değişiklik gösterebilmektedir. Pek çok çocuk, normal gelişimlerinin bir parçası olarak korku ve kaygı yaşar. Benzer yaşlarda benzer korkular gösterirler. Çocuk büyüdükçe korkuları değişir. Hayvanlardan, örümceklerden, sudan, karanlıktan ve doğaüstü yaratıklardan duyulan korku çocukluk çağlarında görülebilen korkulardır. Ergenlik döneminde ise diğer insanların onlar hakkında ne düşündüğü gibi sosyal konular önem kazanır. Peki, korku ne zaman çocuklar için bir sorun haline gelir? Birçok çocukluk korkusu koruyucudur. Bu nedenle, normal ve anormal arasında ayrım yapmak zordur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken temel noktalardan biri, çocuğunuzun yaşadığı kaygının, çocuğunuzun hayatında zorluklara neden olup olmadığı ve bundan kaçınıp kaçınmadığını belirlemektir. Örneğin, bir çocuğun yapmaktan keyif aldığı şeyleri yapmasını engelleyebilir veya okul hayatını, sosyal hayatını etkileyebilir. Diğer bir nokta ise, tüm çabalara rağmen çocuk teselli edilemeyebilir ve korktuğu durumdan odağını değiştiremeyebilir.

Çocuklar hangi yaş aralığında genelde nelerden korkarlar?

  • 0-2 yaş arası yüksek ses, yabancı insanlar, bakım sağlayan kişilerden uzaklaşma - ayrılma, yaralanma, hayali varlıklar, tuvalete oturmak
  • 3- 6 yaş arası hayvanlar, böcekler, yalnız kalmak, karanlık ortamlar
  • 7- 12 yaş arası yeni bir sosyal çevreye girmek, sosyal ortamlarda reddedilmek - dışlanmak, okul, hastalık
  • 13- 18 yaş arası yeni bir sosyal çevre (lise, üniversite vb.), cinsellik ile ilgili korkuların görülmesi normal kabul edilebilir.

Kaygı çocukları nasıl etkiler?

Her çocuk birbirinden farklıdır, dolayısıyla verdikleri tepkiler de farklı olacaktır. Fakat davranışları arasında benzerlikler olduğunu söyleyebiliriz. Kaygı yaşayan çocuklar bu durumu düşüncelerinde ( kendi ve yakınlarının yaralanmasından, hastalanmasından korkmak gibi), fiziksel olarak bedeninde (karın, baş ağrısı gibi) ve davranışlarında (huzursuzluk, hareketli davranışlar, ağlama, titreme vb) gösterebilir.

Kaygı Bozukluğu Olan Çocuklara Nasıl Davranılmalı? (Uzman Önerileri)

Kaygı Bozukluğu Olan Çocuklara Nasıl Davranılmalı? (Uzman Önerileri)

Böyle bir durumda ebeveyn tutumu nasıl olmalı? Çocuğumuz kaygılı ise nelere dikkat etmeliyiz?  Eğer çocuğumuzun kaygılı olduğunu fark ettiyseniz ilk yapmanız gereken: ona bakım sağlayan ve çevresinde bulunan kişileri gözlemlemek, kendimiz de dahil olmak üzere, kimin kaygılı davrandığını keşfetmek olmalıdır.

● Çocuğumuza kaygılı yaklaşıyor olabilir miyiz, ona kendi kaygılarımızı yansıtıyor olabilir miyiz?

● Rahat olmamız gereken durumlarla ona karşı aşırı korumacı bir tavır sergiliyor olabilir miyiz?

● Onu korumak adı altında bağımsızlığını kısıtlıyor olabilir miyiz?

Kaygılı bireyler tarafından yetiştirilen çocuk, aşırı korunduğundan, özgürce hareket edemez, bağımsızlaşamaz, kendini korumayı öğrenemediği için de zarar görme kaygısı yaşayabilir, tedirgin ve güvensiz hissedebilir. Etrafındaki yetişkinlerin rahat davrandığını, aşırı koruyucu olmadığını gören çocuk ise rahat büyür, güvenli olur, kendine ve çevresine güven duyar. Çocuğu çevreleyen yetişkinler olarak kaygı duyan çocuğumuzu nasıl rahatlatacağımızı bilmeli, kaygımızı da kontrol etmeyi öğrenmeliyiz, çünkü çocuk etrafındakileri gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenir, onların etkisinde gelişir. Kaygı bozukluğuna sahip bir çocuğa sahipseniz eğer çocuğunuzu anlamaya çalışmalısınız, onunla bu konu hakkında konuşmalı ve dinlemelisiniz. Korku ve kaygısına saygı göstermeli ve küçümsememelisiniz. Aşırı tepki vermemelisiniz, kaygılı olduğunda çocuğa aşırı ilgi gösterilmesi de kaygı durumunu pekiştirebilir.

Aşırı korumacı davranmamalısınız, korktuğu şeyden kaçmasına izin vermemelisiniz. Aksi takdirde çocuk kaçtığı şeyin sandığı kadar tehlikeli olmadığını, sandığından daha güçlü olduğunu fark etme fırsatı elde edemeyecektir. Cesur ve kaygısız davranışlarını ödüllendirmeyi deneyebilirsiniz, ne kadar küçük olursa olsun çocuğunuzun cesaret gerektiren davranışlarını ödüllendirmek kaygılı durumla baş etme olanağı sağlayabilir. Çocuğunuzun enerjisini aktarmaya yardım edebilirsiniz. Kişiyi gevşetmeye yarayan her şey korkumuzdan kurtulmamıza yardımcı olur. Derin nefes almak, şarkı söylemek, bağırmak, gülmek. O derin baskı hissinden kurtulana kadar çocuktan derin nefesler almasını istemek, birlikte şarkı söylemek, gülmek, kendini ifade etmesine yardımcı olmak korkusunu azaltacaktır.

İhtiyaç duyduğu bilgiyi sağlamak da yine önemli bir rol oynamaktadır. Korkan kişi rahatlamaya ve bilgiye ihtiyaç duymaktadır bu nedenle önce onun hislerini dinlemeli sonrasında da gerekli olan bilgiyi sağlamalısınız. Ancak bu tutumlarınızdan sonra çocuk sizi dikkatlice dinleyecektir. Bilgiyi verirken cevapları kendisinin bulması direkt olarak sizin hazır bilgiyi sunmanızdan daha iyi olacaktır. Korkusu hakkında sorular sorarak düşünmesine yardımcı olun. Kendi başına kolay edinemeyeceği bilgileri de ona siz verin. Duruma göre tatmin edici bir çözüm bulmasını ve çoğaltmasını isteyin. Düşüncelerini “iyi ‘’ “kötü” gibi yargılarla değerlendirmemeye de dikkat edin.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisinde aileler önemli rol oynamaktadır. Kaygılı çocuk için ebeveynleri tarafından karşı güven duygusunun aşılanması veya tazelenmesi oldukça önemlidir. Dürüst olmak ve de sevgi göstermek de çocuğa bu süreçte iyi gelecektir. Çocuğun her ne olursa olsun sevileceğini ve korunacağını bilmesi neredeyse tedavinin yarısını kapsayabilmektedir. İşlevselliğin bozulduğu noktalar da bir çocuk terapistinden psikoterapi desteği almak oldukça faydalı ve de önemli olacaktır. Terapistin yardımları ve de yönlendirmeleri çocuğun kaygı düzeyini azaltıp düzenine dönmesinde yardımcı olacaktır. Profesyonel bir danışmanlık hizmeti kaygının çocuk üzerinde kalıcılaşmaması açısından, yetişkinlik sürecine de etki etmemesi açısından ve daha sağlıklı bir çocukluk/ergenlik dönemi geçirebilmesi açısından oldukça önemlidir. Uzman desteği ile çok daha kolay ve kısa sürede tedavinin tamamlanması çocuk içinde oldukça sağlıklı olacaktır. Peki ne zaman yardım almalı? Çocuğun yaşadığı korku günlük hayatını, aktivitelerini, performansını olumsuz etkiliyorsa ve çabalarınıza rağmen dikkatini korku duyduğu durumdan uzaklaştıramıyorsa bu konuda uzman desteği almalısınız.

Aileler İçin Online Psikolojik Danışmanlık Hizmeti Almanın Avantajları Nelerdir?

Günümüzde zaman, ulaşım ve yoğun iş şartları ve pandemi süreci nedeniyle pek çok kişi yüz yüze danışmanlık desteği almakta zorlanıyor veya çekiniyor. Durum bu şekilde olunca da psikolojik destek almak için online psikolojik danışmanlık hizmetine olan ilgi ve talep artıyor. Online psikolojik destek özellikle; yurtdışında yaşayan ve dil nedeniyle profesyonel uzman desteği alamayan kişiler, yoğun iş temposu dolayısıyla zaman bulamayanlar, içe dönük kişiler, psikolojik desteği alırken şehir ya da ülke değişikliği yapmak durumunda kalanlar ve yüz yüze danışmanlığı tercih etmeyenler için kurtarıcı bir yol sunmuş oluyor. Online psikolojik danışmanlık zamandan tasarruf etmeyi sağlıyor. Teknolojik gelişmeler görüntülü konuşma için bizlere birçok alternatif yaratmaktadır. Zamanı ve bulunduğumuz mekânı en verimli şekilde kullanmak bu danışmanlık hizmetiyle çok daha kolay. Ulaşmak istediğimiz bir uzman, telefondaki ya da bilgisayarınızdaki birçok platformla görüntülü görüşme imkanı tanımaktadır.

                                                                                                                                                                                               Psikolog Eda Bölük

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş