Küçük Çocuklara (1-5 Yaş ve Sonrası) Ölüm Nasıl Anlatmalıdır

Küçük Çocuklara (1-5 Yaş ve Sonrası) Ölüm Nasıl Anlatmalıdır


Küçük Çocuklara (1-5 Yaş ve Sonrası) Ölüm Nasıl Anlatmalıdır
30-08-2021

Yaşam olayları arasındaki kabul edilmesi  en güç durum belki de ölüm gerçeğidir. Ancak insan canlısı her türlü duruma adapte olabilen bir mekanizma olarak karşımıza çıkar. Yasını tutan insan, acı ve üzüntü ile başa çıkmayı öğrenerek  büyür ve  olgunlaşır, sonrasında da  yeni hayatına uyum sağlar.

Çocuklarda yaş gruplarına göre ölüm ve yaşam hakkında farklı değerlendirmeler vardır. Yetişkinler genelde ölümden bahsederek, çocuklarını üzeceklerini düşünürler. Oysaki ölümün yaşamında bir parçası, bir son olduğunu ve ölen kişinin geri dönmeyeceği çocuğa uygun dille anlatılmalıdır. Çocuklara bu konuyu anlatmak ve onları anlayabilmek için bu farklılıklara uygun hareket etmek gerekir.

İlk  Beş Yaş Döneminde Çocukta Ölüm Algısı:Bu dönemde çocuk için sonsuzluk ve zaman kavramı çok sınırlıdır. Ölümü geri dönülen bir yolculuk ya da günlük bir uyku olarak değerlendirir. Ölümün sonsuz olduğunu algılayamaz ve geçici bir durum olarak kabul eder. Ölümün farklı bir şey olduğunu çözerler ama tam olarak duygusal boyutunu kavrayamazlar. Bu durumda örneğin, yatmaya giderken gördükleri resmi gösterip, ”Anne?” diye sorabilirler. Ölen kişinin koku, ses gibi özelliklerine özlem duyabilirler. Okul öncesi dönemi çocukları sıklıkla sihirli düşünce ve oyunlarla ilgilenirler. Yeterince dua ederek ya da güçlü dileklerde bulunarak ölen kişinin yeniden canlanacağını düşünebilirler. Olayın değişebileceğini sanarak, gelecekte ölen kişiyle birlikte yapacakları işlerden söz edebilirler.

Beş Yaş Sonrası Dönemde Çocukta Ölüm Algısı:Ölüm hakkında gerçekçi algılama ilkokul çağı ile başlar. Bu gelişme çağında çocuk ölümü duyguları ile bağdaştırmaya başlar. Durumu hissedip,yas duygularını paylaşabilir. 5 yaşta çocuklarda sadece ‘şimdi’ kavramı bulunur. Önceden var olup, sonradan yok olacağını düşünemez. 6 yaşında çocuklar ölümden sonra neler olacağı ile ilgilenmeye başlarlar. 7 yaşından itibaren zaman kavramı zenginleşmektedir. Ölüm ile ilgili kavramlar olan tabut, mezar, cenaze töreni çok fazla ilgi çeker. 8 yaşındaki çocuklar artık kendi dahil herkesin bir gün öleceğini kabullenmeye başlar. 9 yaştan itibaren ise ölüm doğal bir olay olarak kabul edilir. Kalbin durduğunda ölürsün gibi söylemlerde bulunabilir. Ancak diğer yandan sihir, düşünce ve dileklerle ölümü hala alt edebilecek güce sahip olduklarını düşünürler. Genellikle yaşlı insanların öldüklerini düşünmelerine karşın, gençleri, anne-baba ve yakınlarını da kaybedeceklerini kavramaya başlarlar. Anne-baba ve sevdikleri kişilerin ölümlerine ilişkin kabuslar görür ve korkular geliştirirler.

Ergenlik Dönemi Çocukta Ölüm Algısı: Bu dönemde çocuklar ölüm gerçeğini yetişkin gibi algılar. Ergenlikte yoğun olarak ölüm hakkında felsefe yapılır. “Hayat nedir?”, “Ölüm nedir?”, “ Ben kimim?” gibi sorulara cevap aranır. Kimliğini arama çabaları başlar, yaşamın anlamı ve sonsuzluk kavramlarını sorgular. Yeni kimlik bulma sorunları çoğu zaman korku ve güvensizlik getirir. Bu duygular hormonal gelişimle birlikte şiddetlenir. Bu karmaşık yapı ölümü büyüleyici bir durum olarak kabul eder. Kendi cenaze törenlerini hayal ederler. Ölüm olayı üzerinde bu denli yoğunlaşmaları ergeni riskli davranışlara yöneltebilir.

Çocuğa ölüm nasıl anlatılmalıdır?

Çocuğa ölüm nasıl anlatılmalıdır?

Çocuğa ölüm haberi en yakını tarafından verilmelidir. Haber sessiz, çocuğun rahatlıkla duygularını ifade edebileceği bir ortamda verilmelidir. Kötü habere çocuğunuzu alıştırmak için başlangıç cümleleri kurabilir, örneğin “Çok üzücü bir olay oldu, .... öldü.” Ölümü çocuğun zihninde somutlaştırmak gerekir. Örneğin “Yaşarken nefes alırız, yürürüz, konuşuruz, görürüz, işitiriz işte deden öldüğü için artık bunları yapamayacak.” denebilir. Çocuğa "öldü, vefat etti" yerine "Allah yanına aldı, uzun bir yolculuğa çıktı, uykuya daldı" gibi cümleler kurulmamalıdır. Uyku konusundaki söylemler çocukları uykudan korkar duruma getirebilir ya da bir gün ölen kişinin uyanacağını düşünebilirler. Anne-babalarının uyuması halinde  huzursuz olabilirler. Ölen kişilerin toprağın altına konulduğu açıklanır. Ölümü takip eden yakın zamanda ölen kişinin mezarını ziyaret çocuğu rahatlatır. Ölüm çocuğun kafasında daha da somutlaşır. Ölüm olayının ardından birkaç gün boyunca neler olacağını çocuğunuza anlatın. Cenaze törenleri ve anma toplantıları ölüm olayını kabullenmemizi hizmet eder. Çocuğun törene katılması olup bitenleri somutlaştırmasına yardımcı olur. Çocuğa törenle ilgili ayrıntılı bilgi verdikten sonra, katılıp katılmayacağı sorulmalıdır. Törene gelmeyi reddediyorsa, zorlanmamalıdır.

12 yaşın altındaki çocukları defin işlemleri ve yoğun matem ortamından uzak tutmak önemlidir. Yaşantınızın yeniden düzene gireceği konusunda çocuğa güven verilmelidir. Sizinde ölüp ölmeyeceğinizi soran çocuğa " Ölüm herkes için var ama ben yaşadığım zamanlar boyunca senin yanında olacağım. Birlikte güzel günlerimizin olacağına inanıyorum." diyip beraber düşler kurabilirsiniz. Çocuğa yine okula döneceğini, arkadaşlarını göreceğini hatırlatabilirsiniz. Ailenin sevdiği insan olmadan olağan yaşantısına devam edebileceğini, ölen kişiyi anarak onunla bu şekilde özlem gidebileceğini aktarabilirsiniz. Ölen kişi için resim yapmak, mektup yazmak, anısına ağaç dikmek, hatıra defteri tutmak konusunda çocuğunuzu yönlendirebilirsiniz. Çocuğunuzla yaşına uygun ölümü konu alan kitaplar okuyabilirsiniz. Yas dönemlerindeki olumlu bakış açısı çocuğun bu dönemden iyileşerek çıkmasını sağlar.

Kayıp sonrası çocuk ölüm konusunu hiç açmıyorsa, çeşitli davranış problemleri başladıysa, sürekli yoğun bir endişe ve korku hali içindeyse, depresif belirtiler gittikçe yoğunlaşıyorsa bir uzmana başvurmak gerekir. Ancak çocukların yasının yetişkinler gibi hemen ölümün ardından kısa sürede yaşanmadığı, zamana yayıldığı unutulmamalıdır. Ölüm haberinden sonra bir çocuk oyun oynamaya devam edebilir, bu şaşırtıcı bir durum değildir, çünkü çocuklar üzüntülerini erteleyebilir.

 

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş